|
ATEŞ ÇEMBERLERİNDEN GEÇERKEN...
Ülkemizin
tüm birikimleri yabancı sermayeye peşkeş çekilip,
har vurup harman savrulurken, özelleştirme adı
atlında yok pahasına satılırken; demokratikleşmenin
ve düşünce özgürlüğünün
önünde bâlâ ciddi engeller dururken; ülkemizin
onuru ayaklar altına alınmışken; insanlarımızın
refahı, esenliği ve sağlığı umursanmazken;
bir takım aydınlarımız ve sanatçılarımız
kendilerini her ne pahasına olursa olsun paraya tahvil etmeye
çalışırken, bütün bu olanın
bitenin ne olduğunu, görünmeyen gerçekleri
anlatmanın 'Tarihsel" bir görev olduğunu düşünüyoruz.
Ülkemiz ateş. çemberlerinden geçiyor.
Biz Ankara Ekin Tiyatrosu olarak ülkenin gündeminden
kopmayan. yaşadığı zamana tanık bir tiyatro
olmaya çalışıyoruz. Bugün ülkemizde
tiyatro "medya" eksenli bir hal almışken;
tiyatro sanatının ölçütleri ortadan
kaybolmaya yüz tutmuşken bir tiyatro sanatının
taralında yer almaya çalışıyoruz. Namuslu
bir biçimde oyun üretmeye, emek harcamaya ve seyircimizle
buluşmaya çalışıyoruz. Kendi yok adı
var tiyatrolardan biri olmak değil, hikayeleriyle ve duruşuyla
gerçek bir "tiyatro"
Vatan Kurtaran Şaban siyasetin,
kültür ve sanat hayatımızdaki gölgesini
ve kültür-sanat hayatımızda yaşadığımız
tuhaflıkları ele alan bir güldürü. Haldun
Taner'in doğumunun 90. cı yıl dünüm
ünde, onun uzunca bir suredir yapılmayan bir oyununa
yeniden can vermekten dolayı da ayrıca mutlu olduğumuzu
belirtmek istiyoruz.
Haldun Taner, Sersem Kocanın Kurnaz Karısı adlı
oyununda Tomas Fasulyeciyan'ın ağzından "Teatro
dediğin nedir ki zaten, iki kalaslan bir heves" diyordu
Ülkemiz ve tiyatromuz ateş çemberleri içinden
geçerken hevesimizi ve soluğumuzu yitirmeden yine
karşınızdayız.
İyi seyirler.
Faruk Güvenç
HERKES KENDİ QUARTETİNİ. KENDİ ÇALSIN...
Çokça anlatılır; 1980 darbesinden hemen sonra konservatuvar'a
atanan, müzikle pek ilgisi olmayan bir müdür okulu teftişe çıkar.
Çalışma odalarının her birinin kapısını açıp içerisini kontrol
etmektedir. Kapısını açtığı bir odada dört öğrencinin çalıştığını
görür ve sorar: "ne yapıyorsunuz siz burada?" Öğrenciler
yanıt verir. "quartet çalışıyoruz efendim." Yeni müdür
hemen ultimatomu verir. "bundan böyle herkes kendi quartetini
kendi çalışacak, öyle bir arada çalışmak yok!" Müdür "quartet"in
"dörtlü" anlamına geldiğini ve dört enstrüman için yazılmış
parçalara verilen ad olduğunu bilmemektedir. Vatan Kurtaran
Şaban'ın konservatuvar sahnesinde de, Şaban ve Mustafa "konsertmeister"
kemancıdan bir quartet çalışmasını ister ve "biz onu dört
kişi çalışıyoruz" yanıtını alınca devletin ve milletin vergisinin
nasıl heba edildiğinden dem vururlar. Acaba bu olay Haldun Taner'
in oyunundan esinlenerek mi gerçek hayata yakıştırılmıştır yoksa
Haldun Taner de benzer bir olaydan etkilenerek mi yazmıştır bu
sahneyi?
Öyle anlar yaşıyoruz ki, devlet adamlarından, siyasetçilerden,
yöneticilerden öyle sözler duyuyoruz ki, işte öyle anlarda hayatın,
sanatın hep bir adım önünde gittiğini düşünüyoruz. Hayat o kadar
absürd. grotesk, komik olabiliyor ki bazen işte o noktada sanatın
eli kolu bağlanıyor.
Haldun Taner ustanın Vatan Kurtaran Şaban adlı oyununu
da oyunla yaşıt bir insan olarak bugün yeniden okurken ve sahneye
taşımaya çalışırken benzer şeyleri düşündüm. Bir yandan bakıldığında
oyunda yaşanan olaylar öylesine "grotesk"ti ki, yaşantının
hiçbir anında bu türden olaylara tanık olamayacağımız, bunların
birer karikatür olduğu düşünülebilirdi. Öte yandan bakıldığında
ise bu oyunun içerdiği tüm durumlar üç aşağı beş yukarı kültür
hayatımız içinde yaşanmıştı.
İşte böyle bakılınca Haldun Taner ustanın Vatan Kurtaran
Şaban güldürüsü, kültür-sanat hayatımız içinde yaşadığımız garipliklerin
bir resm-i geçidi gibi gözüküyor.
Vatan Kurtaran Şaban'ı 40 yıl sonra "yeniden okurken"
ve sahneye taşırken, oyundaki "güncel" olan esprileri,
göndermeleri de bugüne taşımak gereğini duyduğumuzu belirtmek
gerekiyor. Haldun Taner ustanın 1965 yılında bu oyunu yazarken
yaptığı göndermeleri bugünün toplumsal-politik göstergeleri ile
değiştirirken oldukça titiz davrandık ve bir "empati"
kurmaya çalıştık. Haldun Taner usta bugün yaşasa bu politik göndermelerin
yerine neleri kullanırdı diye düşündük ve bu karşılıkları bulmaya
çalıştık. Bulduğumuz düşünüyoruz.
Usta'nın 40 yıl önce anlattığı hikayeyi bugüne taşırken, oyunun
bölümlerine çok fazla müdahale etmemek için geleneksel tiyatro'nun
öğelerinden biri "meddah"ı "anlatıcı" rolünde
oyuna sokarak, bir bakıma hikayeyi "yeniden" anlatmayı
tercih ettik.
Bitirirken, bu tehlikeli yolculuğu paylaştığımız ve hikayeyi sahnede
bedenleriyle ve soluklarıyla var eden oyuncu dostlarıma ve emek
harcayan tüm ekibe; yaratıcı ve oyunun anlatımını pekiştiren,
zenginleştiren müzikleri için Kemal Günüç'e; rejinin yükünü paylaşan
hareket düzeni için İhsan Bengier'e; dekorlan için Kenan Ürüt'e;
ışıkları için Osman Koçak'a; sahnede enstrümanları ile bize güç
veren müzisyen dostlarımız Grup Nasa'ya ve bir neferi olmaktan
hep gurur duyacağım Ankara Ekin Tiyatrosu'na birlikte üretmenin
ve paylaşmanın keyfini yaşattıklarından dolayı teşekkürlerimi
sunuyorum.
Umuyoruz ki çalışırken bizim yaşadığımız keyfi ve hazzı sizler
de izlerken alırsınız.
Haldun Taner ustayı doğumunun 90. yıldönümünde sevgiyle ve saygıyla
anıyoruz.
SEMİH ÇELENK
Düzenleme-Reji
HALDUN TANER diyor kî,
"Vatan Kurtaran Şaban'ı 1965'te yazdım, ilk
olarak 1967 Ekiminde oynandı. Devekuşu Kabare Tiyatrosunun
kuruluruna, kabare türünün Türkiye'de sevilip,
yerleşmesine nedenoldu. O günden bu güne tam on
yıl geçmiş. Vatan Kurtaran Şaban hâlâ
güncelliğini, geçerliliğini sürdürüyor.
(....) Sevinilecek bir olay, çünkü yapılmış,
birhizmet böylece belgelenmiş oluyor Ama aynı zamanda
üzünülecek de bir olay, çünkü
Vatan Kurtaran Şaban'ın 1978 Türk iyesi'ndc aynı
güncelliği muhafaza etmesi bir arpa boyu yol almadığımızı
gösteriyor. Bu oyunu bugün artık kabare türünün
birer virtüözü haline gelen Devekuşu Kabare
Tiyatrosu'nun genç sanatçılarına sevgiyle
adıyorum."
(VATAN KURTARAN ŞABAN önsözünden, Bilgi Yayınevi,
Ankara 1989)
"Normal tiyatroda bir rol vardır Bu rolün içine
uzun provalarla girersiniz. Artık siz o rolle kendinizi bir
sayarsınız ve bu rolün bir kere çizgisini
bulduktan sonra artık her akşam tekrarlarsınız.
Bu bir tek roldür(...} Halbuki kabare tiyatrosunda her kişi
küçük küçük skeçlerin
her birinde ayrı ayrı kompozisyonlar yapmak zorundadır.
Birinde bir İhtiyar olan öbüründe bir cocük
rolüne de geçebilir, (...) Yani balıklama rollere
balıklama dalıp çıkmak. Sonra kabare tiyatrosunun
oyuncularının bir özelliği çok hızlı
oynamaktır. O kadar hızlı oynayacaksınız
ki. seyirciler size yelişemiyecekler. İki dakikada bir
patlayan espriler önemsenmeden şöyle geçecekten
size serpilip geçilecek. Ben espri yapıyorum bakın
nasıl yaptım gibi havalar atılmazr(...) Kabare
bir memleketin adeta nabzıdır bencer Diktatorya ülkelerinde
de var Çünkü kabare bir hücum Tiyatrosudur
aslında. Bir taşlama tiyatrosudur. Dalkavuk bir adam
kabareci olamaz, Kabareci yürekli olacak, karşı
olacak ama karşı olmak için karşı olmayacak.
Muhakkak şurada burada bulunacak aksaklıklara karşı
olacak. Genel bozukluklara, ölçüsüzlüklere
karşı, sosyal adaletsizliklere ölçüyü
getiren bir alay mesafesi kor kabare. Yani bir hadiseye gülerek
bakma, alayla bakmak hadiseye mesafeli bakmak dernektir."
(Haldun Taner'in 13 Kasım I9?6'da Milliyet Gazetesinde
Abdi ipekçi ile yaptığı söyleşiden..)
yazan
haldun taner
düzenleme ve reji
semih çelenk
reji yrd.
bülent yıldıran
müzik
kemal günüç
koreografi
ihsan bengier
dekor
kenan ürüt
ışık
osman koçak
reji asistanı
zeynep özcan akbal
* * *
oynayanlar
erol kardeseci
ayhan ahıskal
bülent yıldıran
halil esen
hakan güven
kutlay akbal
murat demirbaş
damla paksoy
harun güzeloğlu
aliye karahan
orkestra
grup nasa
teknik ekip
mürsel erkök
ibrahim yaylalı
|
|