Dynamic Drive DHTML Scripts- Ajax Tabs Content script
SAĞIRLAR SÖĞÜŞMESİ
BAŞLARKEN
Savaş YURTTAŞ
Sanat Yönetmeni


Merhaba dostlar.
Sizleri 5 nci yılda da bana çok sıcak gelen ve insanlarımızın yürekten söylediği bu sözcükle selamlamaktan mutluluk duyuyorum, 5 nci kez merhaba dostlar.
Ekin Tiyatrosu bu yılda Anadolu yollarına düşecek, sizlerle birlikte olmak, sizlere ulaşabilmek adına inanın çok önemli zorlukların, sıkıntıların üstesinden gelmek zorunda kalacaktır. Ama bunlar sizlerle buluştuğumuz, sizlerin desteği bizlere sürdüğü sürece vız gelecektir.
Ekin Tiyatrosu şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da halkının, insanının somut sıkıntılarını taleplerini, beklentilerini yansıtacak, laik ve demokrat bir ülkenin ne olursa olsun yılmaz bir savunucusu olacaktır. Kitlelere ulaşmak, onlarla diyalog' kurabilmek adına sanatta yeğlediğimiz yol, biçim olarak geleneksel Türk tiyatrosundan olabildiğince yararlanmak ve ona çağdaş bir içerik kazandırabilmektir.
1993/94 tiyatro sezonu ilk tur oyunu olarak sizlerin karşısına Dr. Orhan ASENA'nın SAĞIRLAR SÖĞÜŞMESİ adlı oyunuyla çıkıyoruz. Oyunda; toplumun çarpıklıkları, insanın ne kadar birbirlerini anlamamaya çalıştıkları ve her bireyin örgütsüz çıkışlarıyla yaşamı nasıl bir Sağırlar Söğüşmesine çevirdikleri anlatılmaktadır. Semih ÇELENK arkadaşımın dediği gibi Yurttaş D tipi, seyircinin kendi bilincinde bulunacağı çağdaş insandır. Oyunumuzda yanlışlar sergilenmiştir, doğrular seyircinin kafasındadır. Örgütlü bir işçi gibi görünen - YURTTAŞ C bile doğru örgüt bilinci içinde değildir. C nin sendikası yanlıştır. İzleyici kendi kafasında doğu sınıfsal tavrı bulmalıdır. Doğru sendikasını da....

Sevgili dostlar daha nice yıllar sizlerle birlikle tiyatromuzu yaşatmak istiyoruz, bize omuz verin. Bu yıl EKİN TİYATROSU genç bir kadroyla çıkıyor karşınıza, Anadolu'ya. Bu gençlere dikkat edin. Bayrağı aldılar ötelere götürüyorlar. Aramızda YURTTAŞ A'lar YURTTAŞ B'ler YURTTAŞ C'ler var ama biz hiç yılmayacağız.
YURTTAŞ S



SAĞIRLAR SÖĞÖŞMESİ YADA YURTTAŞ D: HİÇBİRİ..
Semih ÇELENK

Sağırlar söğüşmesi
, ikisi birbirinden bağımsız üç kısa oyundan oluşan bir üçlemenin adıdır. Orhan Asena, bu üç oyunu 1967 yılında yazmıştır. Oyunlar Türk Dili Dergisinde ayrı ayrı yayımlanmıştır. Bugüne dek, bu üç oyun kimi amatör topluluklar tarafından tek tek oynanmış olmasına karşın, Sağırlar Söğüşmesi adı altında bir üçleme olarak oynanmamıştır. Orhan Asena'nın Sağırlar Söğüşmesi ilk kez bütün bir oyun olarak sahneleniyor. Ankara Ekin Tiyatrosu zor bir oyunla karşı karşıyadır.

Oyun bir bütün olarak algılandığında, yazarın A,B.C diye nitelediği gibi üç farklı yurttaş tipinin bir eleştirel panoramasını yansıttığı görülmektedir. Bunlardan YURTTAŞ A, günlük yaşantıda sıradan bir olayın izini takip ederek sistemin işleyişini ortaya koyan aydın bir yurttaştır. Annesinin mezarını ziyaret etmek için mezarlığa gidiyor. ancak, Bekçi'yi görmeksizin(!) arabasıyla mezarlığa girmesi mümkün değildir, Bekçiden başlayan ve Belediye Başkanı'nda biten hakkını arama yolculuğunununda Yurttaş A aklını yitirmeye kadar gidecektir. Oyunun sonunda ise oyunun başına dönülür. Yurttaş A sistemin çarktın nasıl işlediğini öğrenmiştir. Parasını verir ve geçer. Yeni gelen adam ise Yurttaş A'nın başlangıçtaki konumuna dönmüştür. O da belki bu rüşvet ve yolsuzluk zincirini takip edecek, sonunda o da işin gerçeğini öğrenecek ve bu düzen yaşamanın sırrını keşfedecektir. Bu sistemde mutlaka "Adamını bulmak" ve Adamını görmek" gerekmektedir.

İkinci oyunumuzun baş kişisi Yurttaş B ise başka bir yurttaş tipini getirmektedir sahneye. Yurttaş B sistemin en tepesindeki adamdır, ilk kahramanız sistemin nasıl işlediğini yaşayarak öğrenmiştir. İkinci kahramanımız ise sistemin başka bir çirkin yüzünü göstermektedir bize. Ezmek ve sömürmek, bu sistemde büyümenin biricik yoludur. Taviz vermenin başladığı yerde yenilgi başlamaktadır. Bu ikinci oyunun bize anlattığı ikinci şey ise, sermayenin yurttaşların olduğu gibi, devletinde üzerinde olduğu ve üstelik devletin gidişine de yön verdiği gerçeğidir. Sistemin bütün güçleri sermayenin kayıtsız ve şartsız egemenliğidir.

Yurttaş A ile Yurttaş B oyunları arasındaki bağlantısızlığa rağmen, Yurttaş B ve Yurttaş C oyunları organik olarak birbirine bağlıdır. Ve sonraki oyun, öncekinin başka bir açıdan. devamı niteliğindedir. Bu iki oyunun baş kişilerinden biri sistemin kahramanı iken diğeride sistemin ,en altındaki adam, kurbandır. Bu sistemin çarklarına karşı öne çıkarılan bilinçsiz, sağduyulu, emekçi bir insan olan Yurttaş C, gerek ailesi gerek işçi arkadaşları tarafından haklarını dile getirmesi çin öne sürülür. Ancak, başlangıçta bir kahraman olarak yansıtılan bu insan yine ve medya tarafından kısa süre içinde yalnızlığa ve kurbanlığa mahkum edilir. Bu haksızlığa başkaldıran, hakkını arayan tekil insanın, bizim gibi toplumlarda karşı konulmaz kaderidir. Sistemin tüm metematiği "güçlü olan" dan yana işlemektedir. Bu sistemde tek güç ise tekeller tröstler, büyük sermaye gruplarıdır. Onların istedikleri ve dedikleri olurken onların istemedikleri ise ne pahasına olursa olsun gerçekleşmez. Bu çarkın işleyişine karşı çıkanlar ise gerek fiziksel gerekse psikolojik yıkıma uğratılırlar. bu noktada insanların önüne iki seçenek çıkmaktadır: Bunlardan ilki Yurttaş A'nın yaptığı gibi sistemin işleyişini acı çekerek de olsa öğrenmek; oyunu kurallarına göre oynamayı; sistemin bir parçası olmayı kabullenmektir, İkinci seçenek ise, bu çok güçlü sömürü çarkına ve onun cilalanmış imajlarına bütün tehlikelerine karşın hep birlikte karşı durmayı, güçlenmeyi öğrenmektir. Medyası, reklamı, partileri, cici demokrasisi ile en ince noktasına kadar örgütlenmiş, bu haksızlıklar ve sömürüler düzenini yenmeyi başarabilmek, hayatın en küçük alanlarından en büyük arenalarına kadar bu sinsi örgütlenmeye karşı, haklılığın, dürüstlüğün, emeğin, barışın ve insanca yaşamanın titiz örgütlenmesini yapabilmekle mümkündür. Eğer böyle olmazsa Yurttaş B'ler karşısında, sistemin çarklarını kabul eden dönek Yurttaş A'lar ile sisteme karşı bilinçsiz ve yalın kılıç karşı koyan, Yurttaş C'ler çoğalacaktır. Biri, onursuzca rahat yaşamak, diğeri ise onurlu bir biçimde acı çekmektir. Oyunun söylemediği Yurttaş D ise onurluca rahat yaşayabilen insandır. Bir yeni insandır
.
Bizim Ankara Ekin Tiyatrosu olarak Sağırlar Söğüşmesi'ni sahnelememize işte bu bakış açısı egemen olmaktadır. Bu üç oyunun bir bütün olarak algılanmasına yardımcı olmak adına kısmende seyircinin olası yorumlarını içine alan ve oyunları açan; birbirine bağlayan, oyunun metninde olmayan iki yorumcu kişilik; iki soytarı kullandık. Aynı düşünceden hareketle ve oyunun devinimsel, tartımsal yanını güçlendirme adına müzikten de yararlandık; açılış ve bağlantılarda oyunu açımlayan şarkılar. kullandık. Sağırlar Söğüşmesi ile Türk tiyatrosuna, yazılışından yirmiyedi yıl sonra bir oyun kazandırılmış olunuyor. Emeğimizin boşa gitmeyeceğini, Sağırlar Söğüşmesi'nin izleyicisiyle buluşacağını umuyoruz.
Sevgiyle, dostlukla...


MERHABA
Faruk GÜVENÇ


Toplumcu gerçekciliği ilke edinen EKİN TİYATROSU sizlerden ilgi gördü... Beğeni kazandı...

Sizler sahip çıktınız 1989 yılında .dikilen küçücük bir fidan hızla, sağlıklı bir şekilde büyümekte, boy atmakta...
Her türlü olumsuzluklara inatla direnen EKİN TİYATROSU oyunlarında daha çok kara mizah yoluyla birşeylerin altını özenle çizmeye çalıştı...
Her sezon EDİRNE'den RİZE'ye BATMAN'dan FETHİYE'ye değin uzanan 85 günlük Anadolu turnelerinde katedilen 21.000 Km. yol ve bu yolculukların sonunda yaşanan doyumsuz mutluluklar...

Her yeni oyun çalışmasında yaşanılan acılar, sevinçler... Maddi sorunlar. salon sıkıntısı... Doğum sancıları...Ve her yeni oyunla Anadolu'da tekrar sizlerle kucaklaşmak, buluşmak...

Her türlü terslikleri geride bırakarak değerli yazarlarımızdan Orhan ASENA'nın SAĞIRLAR SÖĞÜŞMESİ adlı oyunu ile 1993/94 tiyatro sezonuna merhaba diyoruz...

SAĞIRLAR SÖĞÜŞMESİ düzenle, ezilenlerin arasındaki sentezin ince esprilerle işlendiği bir toplumsal güldürü... Bir toplumsal drama.. Kısacası işte tekrar karşınızdayız... Alkışlarınızı bizlerden esirgemeyin...
Sağlıcakla...


ŞİİRLİ REPLİKLERİN YAZARI ASENA
Orhan Asena, 1922 yılının 7 Ocak'ında Diyarbakır'da doğdu. On-onbir yaşlarında şiirle başladı yazı serüveni. 1k şiir/oyunu olan intikam'ı yazdı. İstanbul'da Tıp Fakültesi'nde okuduğu yıllarda edebiyat dergilerinde şiirleri ve öyküleri yayımlandı. 1945 yılından itibaren doktor olarak Anadolu'nun değişik yerlerini dolaştı. 1947'de Bir Ölü Dolaşıyor adlı oyununu yazdı. Oyun Şehir Tiyatrosu'nca geri çevrildi. 1954 yılında Türk ve Dünya tiyatrosunun klasiklerinden sayabileceğimiz Tanrılar ve insanları (Gılgamış) yazdı. Oyun, sezonun en önemli oyunu olarak sunuldu. Fransızca, Almanca, İtalyanca, ingilizceye, Rusçaya çevrildi. Bu yıllarda Asena, hem bütün hızıyla oyun yazarlığına eğiliyor hem de çocuk doktorluğu görevini sürdürüyordu. 1956'da Korku'yu yazdı. Kocaoğlan adlı radyo oyunu ödül aldı. Aynı yıl içinde Van Gogh adlı opera librettosunu yazdı ve bu yapıtı Devlet ,Qperası'nda oynandı. 1959'da, yine önemli oyunlarından Hürrem Sultan oynandı. 1963'te Tohum ve Toprak ilk kez Aspendos Açıkhava Tiyatrosu'nda sahnelendi. Bu yıllardan itibaren oyun yazarlığına daha çok eğildi ve daha çok oyun üretmeye başladı. Kapılar, Mustafa, Fadik Kız, Toroslardan öteye, Ana, Öç, Korkunç Oyun adlı Oyunları birbirini izledi. 1969 yılında SimavnaIı Şeyh Bedrettin adlı oyun AST tarafından, Ergin Orbey rejisiyle sahnelendi. Genç Kız, El Kapısı ve Sıfırın Ötesi'ni bu yıllarda yazdı. 1972'de Şili üçlemesinin ilk oyunu olan Şili'de Av Dostlar Tiyatrosunca Genco Erkal tarafından sahnelendi. Bu arada 16 Mart 1920 ve Hacivat Politikacı, Büyük Curcuna ve Karagöz Emekli'den oluşan Karagöz üçlemesini yazdı. Şili üçlemesinin ikinci oyunu Ölü Kentin Nabzı'nı 1978'de tamamladı. 1981'de Seyis Başı Konağı adlı oyunu Devlet tiyatrosunca sahnelendi. 1983 yılında Kent oyuncuları tarafından sahnelenen Ölümü Yaşamak Avni Diligil ödülünü aldı. Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda 1984'te İlk Yıllar (Roksalan) ise 1985'te İstanbul Devlet Tiyatrosu'nca sahnelendi. 1987de Kurtuluş Savaşını konu alan Candan Can Koparmak adlı senaryosunu bitirdi. Mithat Paşa'nın yargılanmasını konu alan Yıldız Yargılaması 1990 yılında yayımlandı. Aynı yıl Diyarbakır Belediyesi, kurduğu Şehir Tiyatrosuna Dr. Orhan Asena tiyatrosu adı verildi. 1991'de son oyunlarından olan Ayla Öğretmen Ankara devlet Tiyatrosu'nca sahnelendi.

Kısaca yukarda anlatılan oyun yazarlığı öyküsü içinde Asena, Türk tiyatrosunun en önemli yazarlarından biri olmayı başarmış, kendine özgü bir renk, duyarlık ve doku getirmiştir. Asena'nın en önemli özelliği de bu kendine özgü üslubunun çok açık biçimde tüm oyunlarında gözlenebilmesidir. Asena tüm oyunlarında karşı karşıya getirdiği kişileri ve düşünceleri derinlemesine ele almakta, çatışmayı tüm boyutlarıyla ortaya koymaktadır. Bu anlamda tek boyutlu bir nitelik gösteren Türk oyun yazarlığına Asena'nın büyük katkı sağladığı bir gerçektir. İkinci önemli özelliği ise oyunlarında parantez içlerine varana dek damıtılmış bir şiirselliğin egemen olmasıdır.

Yazan : Orhan Asena
Yöneten : Savaş Yurttaş - Şemih Çelenk
Müzik : Savaş Bağcan
Dekor : Hakan Dündar
Dans Düzeni : Nil Banu Engindeniz
Yapım : Farukgüvenç
 
ROL DAĞILIMI
Savaş Yurttaş : Yeni Gelen - Yurttaş C
Şinasi Şıraman : Mezarlık Bekçisi - Yurttaş B. - Gardiyan
ahmet eres : Yurttaş A - İşçi - Yurttaş C
Yıldırım Şimşek : Fufi - Belediye Başkanı - 2 Nci Avukat
Nevin Barakalı : Yurttaş B'nin Karısı - Yurttaş C'nin Karısı
Derya Herek : Sekreter - Yurttaş C'nin Kızı
Ömer Kazar Pozzi : Başkan Yrd.- Gazeteci
Ömer Faruk Nas : Mezarlık Müdürü - Arabulucu
Ertan Yağız : Delikanlı - Gazeteci
Bekir Alnıak : Yeni Gelen 1. Avukat
   
Işık Efekt : Fikret Tutçu
Sahne Amiri : Yıldırım Şimşek
Sahne Teknisyeni : Hüseyin Elmalıpınar
Ulaşım : Seday Turizm
Hukuk Müşaviri : Fevziye - Celal Çetinel
Mali Müşavir : Necmettin Keleş