ankaraekin
MEMLEKET HİKAYELERİ

NASIL ve NE ZAMAN DEĞİŞECEK BU “HİKAYELER!...”
Rüştü ASYALI- Rejisör

“Ankara Ekin Tiyatrosu” ile, geçtiğimiz tiyatro yılında, Türkiye ve Dünya insanlarına “idama hayır” diyerek seslenmiştik: “Külrengi Sonbahar”la...

Değişim, eğer insanın gelişimine, insanın yeni oluşumları gerçekleştirmesine ve dünyayı yaşanır, kendini ve başkalarını mutlu kılmasına yönelik bir anlam taşıyorsa; bana göre en çarpıcı kavram...

Peki, nasıl değişeceğiz ve değişimi ne zaman gerçekleştireceğiz?

Sanırım, değişimin gereğine önce kendimiz inanacağız ve değişim için çalışacağız, örneğin “idama hayır” diyerek. Yine örneğin “nasıl ve ne zaman değişecek bu hikayeler?” diye sorgulayarak...

Bu hikayeler, “Memleket Hikayeleri”... Ankara Ekin Tiyatrosu’nun, bu bu tiyatro yılında oyun dağarcığına aldığı, yeni oyunu. Yine Haluk Işık yazdı, yine Rüştü Asyalı yönetsin istediler, millete oynanan oyunları birlikte sergileyelim dediler. Yine bir araya geldik, “Memleket Hikayeleri”ni değiştirmeye olan özlemi ve gereksinimi dile getirmek için.

Sanat, insanın özlem ve gereksinimlerini dile getirmiyorsa niye sanattır nasıl sanattır, bilmem!...

Yüzyıllardır, milletlere oynanan “Memleket Hikayeleri” yazılır, durur. Milletler de bu hikayaleri dinler, durur. Demez ki, yeter artık, gına geldi bu hikayelerden. Yok mu umut veren, aydınlığı gösteren, akılla yüreği birleştiren hikayeleriniz bre insansızlar, bre insafsızlar!...

İşte, biz de, “bizim milletin” sorması gereken bu sorulara, özlediği ve beklediği değişime, alçakgönüllü-ama savlı- bir pencere açmak gereğinden yola çıkıyor, “Memleket Hikayeleri” ile, sahnemizi açıyoruz.

Değişim için... Değişir misin ey sevgili seyirci, diyerek ve buna inanarak!

Hoşgeldiniz!

 

 

Memleketim.. Memleketim..
Haluk IŞIK- Yazar

Az sonra memleketinize dair “hikayeler” izleyeceksiniz.

Peki, hep “izleyecek misiniz?”

Ben bu hikayeleri çok kolay yazdım, çünkü hepsi yaşanıyordu, yaşamın içinde “beni yazmalısın” diye duruyordu. Hele yazdıktan sonra, yönetmeninden teknisyenine, onlara ayrı yürek çarpıntısıyla can verecek insanların olduğunu bilmek, ne müthiş bir duygu!

Ama hayır, ben hikayeleri yazarken çok zorlandım. Çünkü hepsi yaşanıyordu ve bedelini çok sevgili bir ülkenin, olağanüstü insanları ödüyordu. Biz yalnızca “izliyorduk..”

“Memleket Hikayeleri” bir tanıklıktır. Haketmediği yazgılara boyun eğdirilmeye çalışılan bir ülke için yazılmış, alçakgönüllü bir ağıt ve o ülkenin daha yaşanır olmasından yana atılmış bir itiraz çığlığıdır.

Oyunumuzda anlatılmayanlar- anlatılamayanlar, anlatılanlardan daha önemlidir. Yalnızca “izlemek”, yaşamda da, sanatta da bizi insan olmanın erdemlerinden uzaklaştıracaktır.

“Karanlığa küfredeceğine, bir mum yak” diyor, yaşlı bilge. Bütün kaleleri zaptedilmeye çalışılan bir coğrafyada, artık hepimiz kendi vicdanımızın Mustafa Kemal’i, Kubilay’ı, Deniz Gezmiş’i, Uğur Mumcu’su, Aziz Nesin’i, Metin Göktepe’si... olmak zorundayız. Çünkü vurulan, yakılan, tutsak kılınan, vicdanımızdan başka güvencesi olmayan bu ülkenin, barışı, kardeşliği, onuru ve geleceğidir. Ucuz gözyaşları, kanayan bir gülü kavurmaktan başka ne işe yarar ki?

Yaşlı bilgenin söylediği gibi, “anlatacaklarım belki hoşuna gitmeyecek, ama anlatılan senin hikayendir..”

Biliyorum, ne söylsem, hep eksik kalacak.

Sevgili izleyici,

Artık “izleme”.

 

Yeni bir oyunla, yeniden yollara..
Faruk GÜVENÇ- Yapımcı

Size bu kez MEMLEKET HİKAYELERİ  adlı oyunumuzla selamlıyoruz. Oyunumuzdaki “hikayeler’e yabancı değiliz. Herbiri bireysel ve toplumsal yaşamımızı belirleyen olaylardan- kişilerden oluşuyor. Uzun söze ne gerek, bu “bizim oyunumuz”.

Gülerek, hüzünlenerek, düşünerek, belki de öfkelenerek izleyeceksiniz. Ama bu “hikayeleri” biz yazıyoruz, biz “oynuyoruz”, çoğu zaman yazanı- sahneye koyanını bilmeden, araştırmadan, gözü kapalı biçimde, bize verilen “rolleri” isteyerek ya da istemeyerek kabul ediyoruz. Hangimiz MEMLEKET HİKAYELERİ’ndeki rolümüzü, payımızı, bilinçli-biliçsiz katkımızı reddedebiliriz ki?

Biz bu oyunla, “artık reddedelim” diyoruz. “Buu memleket bizim, onun kararmasına, acılar ve hüzünler ülkesi haline getirilme çabalarına, hep birlikte karşı çıkalım” diyoruz.

  Ankara Ekin Tiyatrosu MEMLEKET HİKAYELERİ ile yine yollarda olacak. Bugüne kadar birçok yöreyi dolaşan Ankara Ekin Tiyatrosu’nun her yerde gönül dostu vardır. Dostlarımızı selamlarken, daha da çoğalmayı talep ediyor ve bekliyoruz. Bu çoğalma, yalnızca bir tiyatronun desteklenmesi değil, bir daha böyle oyunlar sahnelemenin gerekmeyeceği çağdaş ve aydınlık bir Türkiye için buluşmak anlamına da gelecektir.

Ankara Ekin Tiyayrosu, MEMLEKET HİKAYELERİ ile üstüne düşen görevi yerine getirdiğine inanmaktadır. Tıpkı geleceğe inandığı gibi.

Sevgi ve Dostlukla.

 

CUMARTESİ ANNELERİ

Bir görüntü müdür yalnızca
Bir duvar dibinde beklemek?
            Ben bu hikayeyi anlatamam..

Bir kayıp, kaç ayıptır
Sessiz bir buluşma mıdır her Cumartesi
            Ben bu hikayeyi anlatamam..

Ağaç dipleri ürkütür, oturulamaz
Bir utanç anıtı gibi dururken “Kimsesizler Mezarlığı”
            Ben bu hikayeyi anlatamam..

Karmaşık değil, ürkütücü
Hüzün ve öfke, kırılmış bir kanat, yitirilmiş bir insan
Yürüyüp geçiyoruz Cumartesi Uçurumlarından
            Ben bu hikayeyi anlatamam..

Mum ve karanfili buluşturdular
Arjantin’de Plaza del Mayo ve Galatasaray
Soru aynı soruydu, duvar aynı duvar:
Ben bu hikayeyi nasıl anlatamam?

                                                                                  Haluk IŞIK

 

Yazan : Haluk IŞIK
Rejisör : Rüştü ASYALI
Yrd. Rejisör : Metin COŞKUN
Reji Asistanı : Nimet İYİGÜN
Dekor / Kostüm : Sertel ÇETİNER
Müzik : Kemal GONÜÇ
Koreografi : GülLim PEKCAN
Sahne Amiri : Hasan AKICI
Işık Tasarım : Tevfik CENKER-Hamit ÇELİK
Yapımcı : Faruk GÜVENÇ
   
"MEMLEKET HİKAYELERİ"ni OYNAYAN MİLLET
Bülent AKSOY
Besra ALACA (Konuk Sanatçı)
Nihat BÜYÜKTÜRKOĞLU
Metin COŞKUN
Nimet İYİGUN
Yaşar KARAKULAK
Mine MEDYA
Bülent YILDIRAN

* * *

Halkailişkiler : Tarık GÜVENÇ
Hukuk Müşaviri : Fevziye - Celal ÇETİNEL
Mali Müşavir : Necmettin KELEŞ
Ulaşım : Borakay Turizm