Dynamic Drive DHTML Scripts- Ajax Tabs Content script
HECCAV

CADI KAZANLARI KAYNIYOR… BAŞLARINDA DA UYGAR GÖRÜNÜMLÜ CADILAR...

Semih Çelenk
Şair Eşref yergi şiirimizin önemli dönemeçlerinden biridir. Eşref'in şiiri zekanın ve yaratıcılığın zorbalığa karşı mutlak zaferidir.

21.yüzyılın sanatı, bir önceki yüzyıldaki gibi, politik gündemin göbeğinde oturmuyor. Bugünün sanatı kendine ayrı bir zemin hazırlamış, steril bir zemin orada kendi kurallarıyla kumda oynuyor.

Zorbalıklar, gericilikler, kölelikler çağı yeniden yaşanıyor, elektronik ve sanal bir gelişmişliğin ortaçağında, adeta George Orwell'in "Hayvan Çiftliği" ve "1984"ü yeniden yaşanıyor ama günün sanatı, tiyatrosu, şiiri, öyküsü, romanı bu zorbalık çağını yansıtmaktan uzak duruyor.

Şair Eşref devletin kaymakamıydı. Bir devlet memuruydu. Ancak tüm bu sıkışmışlık içinde bile Abdülhamit rejimini topa tutmaktan, hicvin en ağır toplarını, güllelerini ona yöneltmekten kaçınmadı.

1902 yılında Şair Eşref, arkadaşları Tevfik Nevzad ve Hafız İsmail ile birlikte, bugünkü gerekçelere çok da aykırı durmayan biçimde, bir fesat teşkilatı kurmak suçlamasıyla tutuklandı ve 13 ay sorgusuz sualsiz hapis yattı. Sonrasında, meşrutiyet ilan edilene kadar Mısır'a kaçtı. Meşrutiyet ilan edildiğinde, ülkeye geldiğinde ise neredeyse istibdad rejiminden beter bir biçimde gördü ülkeyi. Bu sefer de kendini Mısır'a sürgün etti gönüllü olarak.

Bizim oyunumuz Eşref'in macerasına bir tuhaflık katıyor ve Eşref düşünde günümüze doğru geliyor. Şair Eşref 2009 yılında yaşasaydı ne olurdu? Başına ne gelirdi? Eşref bugün için neler düşünürdü? Bu gibi soruların peşine düşüyor oyun. Ve bu soruları eğlenceli bir biçimde yanıtlamaya çalışıyor.

"Heccav Yahut Şair Eşref'in Esrarengiz Macerası" yazılması gereken tarihsel bir kimliği bugünün sıcak gündemi ile harmanlama denemesine girişen bir oyun. Ana izleği ise "cadı kazanı" olgusu… Her dönemde farklı farklı biçimlerde kaynatılan ve tüm muhaliflerin, aydınların içine atıldığı cadı kazanları… Adının ve kimlerin atıldığının ne önemi var. Cadı kazanı, olgu olarak insanlığa ve aydınlığa karşı bir hareket biçimidir. İnsanı ve insanın özgür iradesini hedef alır. Eşref 1902'de de bugün de cadı kazanlarına karşı koyuyor. Gerçek bir aydın gibi, bedelini ödeyerek…
.



EŞREF'LE ZAMAN İÇİNDE SEYAHAT ETMEK…

Faruk Güvenç
Yönetmen

Yeni bir oyun metnine yaklaşmak zordur. Hele de o oyunun dünya prömiyerini yapıyorsanız. Heccav Yahut Şair Eşref'in Esrarengiz Macerası böyle bir oyun. Üstelik bir yanı ile "tarihsel" öte yanı ile bir fantezi ürünü de olsa, bugünün, sıcak gündeminin içinde…

Yüz yıl önce geçen sahnelerde hem o döneme ait fotoğrafı, üslubu, dili korumalı hem de bugünün seyircisi tarafından anlaşılmaz olmaktan kaçınmalısınız. Hem, gerçekliğe aykırı düşmemek hem de kendi fanteziniz doğrultusunda, gerçeğin prangalarını gevşetmek zorundasınız. Bugünün sıcak gündemini ele alırken, bir yandan slogana, parodiye kaçmamalı ve seyirciye pay bırakmalı öte yandan ise sözünüzü sakınmamalısınız.

Heccav, çalışılması gerçekten zor bir metindi. Yazarının da üzerinde çok emek harcadığı şiir türkçeleştirmeleri ve aynı zamanda bir tarihsel fotoğrafı ortaya çıkartmak için metinde yaratmaya çalıştığı dil dengesini biz de sahnenin diliyle örtüştürmeye, bu gerekliliği sahne üzerinde yerine getirmeye çalıştık. Provalar sırasında en çok bu noktada zorlandığımızı söyleyebiliriz.

Heccav Yahut Şair Eşref'in Esrarengiz Macerası'nı çalışırken bizi çokça uğraştıran ve yukarıdaki zorluğa bağlı ikinci bir zorluğumuz ise Ankara Ekin'in seyirci zenginliği oldu. Kentli, yetişkin tiyatro seyircisinden en ücra köylerde, kasabalarda tiyatroya oldukça uzak, belki de ilk kez oyun seyredenlere kadar geniş bir seyirci yelpazesi olan Ankara Ekin, burada da bir dengeyi yakalamak zorunda hissediyor kendini. Biz de oyunu çalışırken bu dengeyi gözetmeye, herkes için anlaşılır ve herkes için eğlenceli bir oyun yaratmaya çalıştık.

Bir tarihsel kişiliği sahneye taşımak, onu tiyatronun yaratıcılığından ödün vermeden bir tiyatro kişisine dönüştürmek de başlı başına bir zorluk. Elinizde sadece bir vesikalık fotoğrafı bulunan bir tarihi kişiliğin tavrını, edasını, konuşmasını yaratmaya çalışmak insana ter döktüren bir iş.

Tüm bu zorlukların içinde, yeni bir metni çalışmak, tiyatromuza yeni bir metni kazandırmak başlı başına heyecan verici. Halk Tiyatrosu'nun yabancılaştırmaya ve mizaha yaslanan o yumuşak dokusu içinde, güne gündeme müdahale eden bir çalışma yaptığımızı düşünüyoruz. Provalar sırasında harcadığımız emeğin, oyunumuzun seyirci ile buluştuğunda karşılığını bulacağına inanıyoruz.

İyi seyirler.


20. YILINDA ANKARA EKİN HERŞEYE RAĞMEN ÇALIŞIYOR!!

Ankara Ekin'i 20 yıl önce, ceberut mu ceberut bir dönemden çıkarken, bu ceberutluğu alaya alan bir oyunla "Biz Bu İhtilali Niye Yaptık Nitekim" oyunuyla açmıştık. Ankara Ekin, tiyatro seyircimizin o çok özlediği, kendi dilinden kendi gündeminden konuşan bir tiyatro olarak bu yirmi yıl boyunca Anadolu'nun her yerinde oldu. Sahne üzerinde "kimsesizlerin kimsesi" oldu. Güne gündeme arkasını hiç çevirmedi. Kimilerinin üç maymunu oynadığı zamanlarda, sanatın sorumluluk bilincini hep ayakta tuttu. Kimin dayanışmaya ihtiyacı varsa orada oldu. Bazen Bademler köyünde bazen Balıklıovaköyünde bazende Kızılcasöğütte, Ahmetler kasabasında..Ve daha nice ismini bile duymadığınız yerlerde dayanışma içerisinde oyunlarını sergiledi. Zorluklarla ayakta tutmaya çalıştığı sanat merkezinin kapılarını demokratik kitle örgütlerine, tiyatrolara, amatörlere, engellilere ve nicelerine engin bir sevgi ve sorumlulukla açtı.

Ekonomik kriz ilk önce sanat kurumlarının belini büküyor. Köklü bir sanat kültürü yerleştirilmeyen ve yerleştirilmeye de uğraşılmayan hatta bunun sorumluluğu bile duyulmayan zavallı ülkemizde insanların böyle zamanlarda ilk kısıntıya gideceği alan sanat oluyor. "Lüks harcamalar kalemi" mi desek buna acaba? Ekonomik dünyada hafif bir esinti olsa tiyatro yatalak hasta oluyor. Yine böyle bir dönemdeyiz. Ancak biz sorumluluğumuzun bilincinde olarak perdemizi açık tutmayı, nereden çağrılırsak oraya koşturarak gitmeyi bir görev kabul ediyoruz. Ülkemizin aydınlıktan yana insanlarının da bu görev bilincimize destek olacaklarını ve zor zamanları dayanışma duygusu ile aşacağımızı biliyoruz.

Bu yılki repertuvarımızda dünya prömiyeri yapacağımız bir oyun var. "Heccav Yahut Şair Eşref'in Esrarengiz Macerası" tiyatromuzun emekçisi Semih Çelenk'in geçtiğimiz yıl içinde ürettiği bir oyun. Tarihsel bir kişiliği, hiciv şiirimizin yıldızı Şair Eşref'i ana karakter olarak alıyor. Şair Eşref'in tarihsel gerçekliği içinde başlayan oyun, yazarın bir fantezisi ile bugüne doğru geliyor. Abdülhamit dönemi ve bugün… Bu iki dönemi yan yana düşünmek bile kimi çağrışımlara neden oluyor zaten. Yeni bir oyunla gündeme sıcak bir müdahalede bulunuyoruz. Sanatçıların pek konuşamadığı, güne gündeme müdahale eden işlerin çok az üretildiği bir zamanda böyle bir oyunla çıkıyoruz karşınıza. Kısacası Ankara Ekin tüm zorluklara, engellemelere rağmen inatla çalışıyor.!!



YAZAN
Semih ÇELENK

YÖNETEN
Faruk GÜVENÇ

DEKOR-KOSTÜM
Gazal ERTEN

MÜZİK
Kemal GÜNÜÇ

DIŞ SES
Ahmet AKSOY

IŞIK TASARIMI
Osman KOÇAK


* * *

 

OYNAYANLAR

Bülent YILDIRAN

Mert EGEMEN

Ö.Faruk NAS

Yaşar KARAKULAK

Selim KALIÇ

Ayhan ÖNEM

Bülent AKSOY

Hayriye TEKİN

Kamil ERSERGİN