|
CENAZE MERASİMİM
Bizim
avludan mı kalkacak cenazem?
Nasıl indireceksiniz beni üçüncü kattan?
Asansöre sığmaz tabut,
merdivenler daracık
Belki avluda dizboyu güneş ve güvercinler olacak,
belki kar yağacak çocuk çığlıklarıyla dolu,
belki ıslak asfaltıyla yağmur.
Ve avluda çöp bidonları duracak her zamanki gibi.
Kamyona, yerli gelenekle,yüzüm açık yükleneceksem,
bir şey damlayabilir alnıma bir güvercinden; uğurdur.
Bando gelse de, gelmese de çocuklar gelecek yanıma,
meraklıdır ölülere çocuklar.
Bakacak arkamdan mutfak penceremiz.
Balkonumuz geçirecek beni çamaşırlarıyla.
Ben bu avluda bahtiyar yaşadım bilemediğiniz kadar.
Avludaşlarım, uzun ömürler dilerim hepinize...
963 Nisan, Moskova
"DERYA"DA BİR DAMLA... Rüştü ASYALI
Yönetmen ve Oyuncu
Öyle ya!
Nazım Hikmet bir "derya"!
Oyunumuz "Hasret" ise deryada bir damla!
Neresinden başlasam diyorsun, nerede bitirsem?
Ne yapsan eksik kalıyor! Varsın eksik kalsın, tamamlayan çıkar
nasılsa. (Yanlış olmasın da, çarpık olmasın da...)
Bizim Haluk İLK, "Hasret"le başladı işe, iyi de etti.
Dilerim ki devamını getirsin.
(1 993'te Nihat ASYALI'nın yazdığı "Yanar Elleri" de
Nazım'a dair bir oyundu. Ben -yine- Nazım HİKMET rolünü üstlenmiştim.)
"Hasret" benim için ikinci "Nazım" çalışmasıdır.
-Zorlu, zorunlu ve onurlu bir çalışma...
Nazım'a dair bir çok şey yazıldı. Belki yazılacak ta, yazılmalı
da!..
Tiyatro'da da, Nazım'a dair oyunlar çoğalsın da, damlalar "derya"ya
ulaşsın diyorum ve "Türk Yurttaşı" Nazmi Hikmet'i selamlamak
için çalışmayı "kaçınılmaz görev" biliyorum.
Nazım Usta bana, insanlığa dair, yaşamaya dair çok şey öğretenlerdendir;
Nazım Usta bana eşitliği, Özgürlüğü, barışı ve en önemlisi; Düşünmeyi
Öğretenlerdendir!
Dünyada ve Türkiye'de bizi aydınlatanlara borçluyuz.
Ölümünden bu yana (1963) Nazım Hikmet'i ve O'na dair yazılanları
okuyorum. Bir sanatçı ve yurttaş olarak, Nazım Usta'ya da borçluyum.
"Derya"da bir damla da olsa, O'na borcumu ödemeye çalışıyorum.
Selam sana Nazım Usta!
Yarattıklarına, ürettiklerine,- ille de- zorlu yaşamına ve hasretine
selam ve saygı!..
Eylül'98-Ankara
Nazım HİKMET'İ anlatabilmek.
Haluk IŞIK - Oyun Yazarı
Şiirin, hayatın ve aşkın "Şair Baba"sı..
Türkçe'nin görkemli kutup yıldızı..
"Ateşi ve ihaneti" görüp reddeden, inanılmaz bir "insan"..
Hasretin, sonsuz insan severlik ve yurtseverlikle somutlanmış "mavi
gözlü dev"i..
Memleketlim...
Nazım'ı kendi insan penceremden anlatmaya karar verdiğimde kendimle
bu denli didişeceğimi bilmiyordum. Onu kıskandım. Ona bir daha
hayran oldum. Çalışkanlığına şaşarken, kendi yazarlık sıkıntılarımdan
utandım. Onunla aynı dili kullanabildiğim ve kendi dilinden okuyabildiğim
için onurlandım. Memleketime, insanlarıma ve geleceğe dair, içimde
yeni güneşlerin doğduğuna tanık oldum.
"Hasret", yazar olmaya çalışan birinin, çok önemli bir
"usta"sına teşekkür etmek ve sizleri de ortak kılmak
için harcadığı küçük bir çabadır. Bu çabayı, sanat rü3rüşünü onurla
sürdüren Ankara Ekin Tiyatrosu ve yaşamımın baş köşelerinden birinde
durmakta olan Rüştü ASYALI'yla paylaşabilmenin sevinci içindeyim.
Oyunuma emeği geçen ve Ankara Ekin Tiyatrosu'nu "tiyatro"
yapan herkese teşekkür ediyorum.
Koskoca Nazmı HİKMET okyanusunda, onu konu alan bir oyun, küçücük
bir damladır, biliyorum. Yararlandığım kaynakları oluşturanlara
teşekkür borçluyum.
Nazım Hikmet'in memleketlileri;
"Hasret"in, Nazım Hikmet 'e sahip bir halk olma onurunu,
hepimize ve bir daha anımsatmasından başka bir dileğini yoktur.
Anısı önünde saygıyla eğiliyorum.
Güzel Günler İçin...
Faruk Güvenç
Yapımcı
Hasret gibi anlamlı bir yapıtı, Türk Tiyatrosuna armağan ederken,
umudumuzu ve gücümüzü "Nazım Usta" ile tazeliyoruz.
Yaşadığımız günler, özel bir tiyatroyu ayakta tutmayı ne kadar
mucize haline getirmiş olursa olsun, Ankara Ekin Tiyatrosu üstüne
düşen görevi yerine getirmek için çabasını sürdürüyor. Buna zorunluyuz.
Bizden önce yola çıkıp, Türk Tiyatrosunun ilk adımlarını atanlara,
Anadolunun dört bir yanında ürünlerimizi paylaşan insanlarımıza
ve onlarca oyuna terini dökmüş Ankara Ekin Tiyatrosu emekçilerine
borçluyuz.
Daha insanca bir yaşam, daha yaşanır bir Türkiye adına "sözümüz"
var. Düşlerimizi karartanlara karşı inatçı bir "itirazımız"
var. Yarın adına kocaman "umutlarımız" var. Daha ne
olsun?
Ülkemizin yetiştirdiği büyük değerlerden birini, Nazım HİKMET'i
selamlarken, yurttaşlık hakkının geri verilmesi sesimizi duysunlar
istedik.
Paylaşıldıkça çoğalacağımıza inanıyoruz.
Yeni yolculuklara, dostlukla, sevgiyle.
| YAZAN |
: Haluk IŞIK |
| YÖNETEN |
: Rüştü ASYALI |
| YÖNETMEN Y.RD. |
: Faruk AKGÖREN - Nimet İYİGÜN |
| MÜZİK |
: Kemal GÜNÜÇ |
| ÇEVRE-GİYSİ |
: Hakan DÜNDAR |
| IŞIK TASARIM |
: Ersen TUNÇÇEKİÇ |
| YAPIMCI |
: Faruk GÜVENÇ |
| * * * |
| Nazım HİKMET |
: Rüştü ASYALI |
| Kadın |
: Emine S. GÖKALP |
| * * * |
| SAHNE AMİRİ |
: İ. Uluç BAŞARAN |
| SAHNE MAKENİSTİ |
: Ömer AKYÜZ |
| IŞIK TEKNİSYENİ |
: Osman KOÇAK |
| SES TEKNİSYENİ |
: Bora BALCI |
| * * * |
| HAlKLA İLİŞKİLER |
: Tarık GÜVENÇ |
| HUKUK MÜŞAVİRİ |
: Fevziye-Celal ÇETİNEL |
| MALİ MÜŞAVİR |
: Necmettin KELEŞ |
| ULAŞIM |
: Tursoy |
|