Dynamic Drive DHTML Scripts- Ajax Tabs Content script
GİZLİ ÖRGÜT NASIL KURULUR
ŞAPKA ÇIKARTILACAK CESARET
Şakir GÜRZUMAR - Rejisör


Günümüzde tiyatro yapmanın zorluklarını hepimiz biliyoruz. Değil salon açmak, salonların kapandığı sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz. Bütün tiyatrolar seyirci peşinde, büyük bir maddi sıkıntı var, değil özel tiyatrolar, "Devlet Tiyatroları" dahi seyirciden darbe yemiş durumda. Seyirci niye gelmiyor? Bu tamamen ayrı ve başlı başına tartışılacak bir konu. Ama şu kesinki faturanın tamamı seyircinin ilgisizliğine kesilemez. Zira bu sıkıntılı ortamda dahi dolan oyunların ve tiyatroların varolduğunada hepimiz tanığız. Siz karşınızdakini ne kadar ciddiye alırsanız oda sizi o kadar ciddiye alır.

Zaman tüm bu sektörde çalışanların şapkalarını önlerine alıp düşünmeleri gerektiği zamandır.

Ankara yeni bir salona kavuştu. "Ekin Sanat Merkezi." Ekin tiyatrosunu öteden beri biliriz. Zaman, zaman Ankara'da oyunlar sergileyip, genelde turne tiyatrosu olarak çalışırdı. Zira kendilerine ait bir salonları yokdu "du" diyorum çünkü artık salonları var. Sadece onların değil tüm Ankaralı sanat severlerinde artık yepyeni, pırıl-pırıl bir salonları var.

Ekin Sanat Merkezi" Salonunun yapımındaki tüm zorlukları, çekilen meşakkatleri yakinen biliyorum. Tiyatronun sahibi Faruk GÜVENÇ bu salon için maddi manevi bütün gücünü ortaya koydu. Hem de böyle sıkıntılı bir ortamda. Gerçekten günümüzde yapılan bu girişim şapka çıkartılacak bir cesarettir. Bende bu oluşum içinde değişik bir heyecan yaşıyorum. Zira salonun açılış oyununu sahnelemek görevini üstlendim. "Siyasal bir kara komedi". Dilerim beğenilir ve Ekin Sanat Merkezi bol seyircili, bol alkışlı günlerle başlar bu zor maceraya.


GÖRÜNMEYEN OYUNLARI
GÖRÜNÜR KILABİLMEK...
Semih ÇELENK


Herşeyin metalaştığı, insana ve yaşama yabancılaştığı: bilginin tablet haline geldiği toplumlarda, değişik konularla ilgili kılavuz kitaplar yayınlanır. Özellikle Birleşik Devletler'de popüler olan, "Nasıl İyi Bir Oyun Yazılır?", "Sekiz Derste Kız Tavlama Sanatı", "Zengin Olmanın Yolları", "Patronumu nasıl etkilerim?" "Etkili bir iş mektubu nasıl yazılır?" türünden kitaplar zaman zaman bizde de çevrilmiş ve yayınlanmıştır. "Gizli Örgüt Nasıl Kurulur" sanki ilk bakışta bize bu izlenimi veriyor. Sanki kitabın içinde bir gizli örgütün nasıl kurulacağı, ortalama okuyucu için adım adım anlatılıyormuş gibi. Hasan UYSAL'ın bir tersinleme ile kitabına seçtiği bu isim, öykünün ne kadar "absürd" bir temele oturduğunu da anlatıyor.

"Gizli Örgüt Nasıl Kurulur?" Mizahla hüznün, ızdırapla kahkahanın içiçe girdiği kurmacanın belgesel olan içinde ustalıkla kaybolduğu bir belgesel öykü. Yayınlandığı zaman oldukça popüler olan ve arka arkaya basılan bu kitabı o yıllardan biliyordum. Ama Faruk kitabı elime tutuşturana kadar okumamıştım doğrusu. O gece iki kez arka arkaya okuduğum kitabı. Öykü, ilk başta "Ben hazır bir oyunum" izlenimi verirken: bir yanda da bir türlü tiyatro olmayacakmış gibi duruyordu. Öykü, her ne kadar tiyatral tatlar, durumlar, anlar taşısa bile; bütün olarak bir dramatik zemine oturtulma gereksinimi duymaktaydı. Sonuç olarak bunu başarabildiğimizi sanıyordum. Ama bu başarıda oyunun yönetmeni Şakir GÜRZUMAR'la, Faruk GÜVENÇ'in katkıları ve yönlendirmelerini unutmamam gerekir.
Kuşku yok ki, öyküden oyuna giden bu süreç içinde benim yaptığım yalın bir aracılıktır. Eğer ortaya iyi bir oyun çıktıysa, bu başarının bir kısmı Şakir KEÇELİ'nin yaşadıklarının kendine özgü mizahı içinde harmanlayan Hasan UYSAL'a; bir kısmı da bu öyküyü tiyatral anlamda sahne üzerinde hayata geçiren Şakir GÜRZUMAR'a ve oyunculara ait bulunuyor.
"Gizli Örgüt Nasıl Kurulur?" Bence iki temel soru sormaktadır. Bu ülkenin insanları, aydınları bu türden garabetlere, hukuksuzluklara mahkum mudur? Aydınlanma her zaman ızdıraplı ve meşakkatli bir işmidir? Çok iyi biliyoruz ki, 1920'lerden bu yana Anadolu'nun dörtbir yanında, her türlü umutsuzluk, acı, sıkıntı, zor altında bile aydınlanma savaşı sürdüren isimli isimsiz yüzlerce, binlerce kahraman vardır. Bu öykünün protagonisti Şakir KEÇELİ'yi bu isimli, isimsiz Anadolu aydınlarının bir simgesi olarak görmek gerekiyor. Yaşadıkları, benzerlerinin yaşadıklarından çok farklı değildir. Onurlu ve dürüst insanlar için; düzenin çarkını döndürmeyenler için her dönemde ve her yerde kaynatılabilecek bir cadı kazanı vardır. Toplumu bu yönde güdüleyenler, yönlendirenler ortaya attıkları tüm hamaset söylemlerinin ardında çok bilincinde oldukları bu çarpıklıkların rantını yemekle meşgul bulunuyorlar. Şu son günlerde yaşadıklarımız bunların apaçık bir kanıtı değil ini? Güzelim insanlarımızı, aydınlarımızı, sanatçılarımızı kurşunlayan, yakmaya çalışan, başlarına çorap örenler bu necip şahsiyetler değil mi?
Tiyatronun bir tek işlevi vardır; o da yaşamda görünmeyen oyunları görünür oyunlar haline getirmektir.
Yapabildiğimizi umuyoruz.


15 YIL SONRA YENİDEN...
Hasan UYSAL - Yazar


"Vay anasına" dedim kendi kendime. Demek 15 yıl geçmiş aradan... 15 yıl önce doğanlar bugün liseye gidiyor. Oysa bana dün gibi geliyor hala...
Çok şey değişti o günden bu güne ama ne yazık ki tersine. Düzeleceğine daha da bozuldu. İşkence falan yapıp, mahkeme mahkeme süründüreceklerine, bir çoğumuzu vurup atıverdiler bir kaldırım köşesine ya da dağ başına. Faili meçhul cehennemi olduk. Kimimiz kayboldu, kimimizi yaktılar. Belge, bilgi, kanıt demeden; salt düşündü diye, düşündüğünü yazdı ya da söyledi diye yüzlerce yıl hapis cezasına çarptırılanlar cabası...
Bu kitap, benim ilk kitabım ilk öz ağrım. Bunun üzerine 11 kitap daha geldi. Ama bu kitap çıktığı yıl en çok satan kitap oldu. Bundan önce iki ayrı tiyatro grubu tarafından oynandı. 9 baskı yaptı temizinden de ama elime beş kuruş geçtiyse namussuzum!
Olsun...
Bugün kitap piyasada yok. Çünkü 1990 yılında, kitap dünyasında dönen rezilliklere kızıp, artık kitap yazmamaya, daha önce basılanları ise yeniden bastırmamaya karar vermiştim. Hatalı olduğunu biliyorum artık bu kararın. Tavşan dağa küstü, kimsenin haberi olmadı sonuçta. Oysa tersine daha çok, daha fazla, inadına yazmak gerekiyormuş. Şimdi deli gibi okuyor, sorguluyor, biriktiriyor, araştırıyor ve yazıyorum yeni kitaplar için inanın!
Oyunlaştırılan bu kitabın, aslında bir taşra aydınının direncini, mizahı öyküsü olduğunu söylemeliyim. Eskiden taşrada aydınlar vardı, eli öpülesi anıt gibi duran aydınlar! Arkalarında paraları, dayıları ya da partileri yoktu. Ama onların inancı ve kendilerine güveni vardı, aydınlanmaya yüreklerini, canlarını koymuşlardı. Gericilik ve ilkellik onları teslim almadığı için biz büyük kentlerde rahat yaşıyorduk. 12 Eylül, onlarla savaştı ve onları yok etti. Kimi yurtdışına kaçıp canını kurtardı. Kimi cezaevlerinde çürütüldü. Kimi işkence tezgahlarında can verdi ya da sakat kaldı. İşkenceden kurtulup yaşamayı becerenler ya alkolik ya da ruhsal sakatlıkla yüz yüze kaldı. Bir kısmı ise teslim olup döndüler yollarından... İşte büyük kentler onun için artık rahatsız. Ne idüğü belirsiz piç bir kültür, varoş kültürü sardı büyük kentleri. Ahlaksız ahlak anlayışı, piç kültürü maço yaşamı ile müziği, davranışı kurnazlığı ile kuşattı çoktan. İmdat diye bağırmamız da ondan, oluşturduğumuz küçücük adalarda nefes almaya çalışmamız da...
Oyuna gelince, bende sizinle birlikte göreceğim ilk kez inanın... Sevgili Güvenç kardeşlerin "işi bildiğini" bildiğimden sonuçtan zaten eminim tabii ki. Nitekim, son dönemlerin en parlak yönetmeni Şakir Gürzumar'a bırakmış "işi". Birbirinden değerli oyuncular da "tam cuk oturmuş". Büyük sahne sempatisi ile Erol Kardeseci "cuk" oturmaz da kim oturur! Son yılların en iyi oyununu göreceğimden eminim o yüzden. Eee tabii ben yazdım!
Başka ne diyeyim. Kalın sağlıcakla...


ANKARA EKİNARTIK BİR DELİKANLI.
Faruk GÜVENÇ


Ankara Ekin yaşama ilk çığlığını attığında yıl 1989'du.
2001 yılındayız. Tiyatromuz 12 yaşında. Artık bir delikanlı.
Bu 12 yıl içinde akranları, sıcak apartman dairelerinin
pencerelerinden hayatı izlerken o yollardaydı. Karda, buzda, soğukta, kızgın güneş altında, kısacası hayatın içinde serpildi, büyüdü. Her türlü zorluğu, sıkıntıyı, yoksulluğu, yoksunluğu yaşadı. Şimdi o güçlü bir delikanlı. Rüştünü ispat etmiş bulunuyor.

Ankara Ekin 12'nci yılında...

Bu yıl bizim için sıkıntılı bir yıl oldu, olmayıda sürdürecek. Hem sizlere yeni bir oyun getirme. hem de yıkıntılardan yeni bir sahne yaratma çabası içiçe girdi. Bütün bu çabalarımız, sıkıntılarımızın üzerine yaşanan ekonomik krizde işin tuzu biberi oldu. Seyircisi dışında hiçbir kayda değer desteği olmayan Ankara Ekin
Tiyatrosu'nun sizlerin desteğiyle bu ateşten çemberi geçeceğine inanıyoruz. Güne gündeme müdahale eden, çarpıklıkları, bozuklukları sahneye taşıyan bir tiyatro yapmanın zorluklarına yabancı değiliz. Bu zorluklar bizim tiyatro yapma isteğimizi, direncimizi daha da güçlendiriyor.
12'nci yılımızda Semih ÇELENK'in, Hasan UYSAL'dan oyunlaştırdığı "Gizli Örgüt Nasıl Kurulur?" adlı oyunla çıkıyoruz karşınıza. Oyunu Devlet Tiyatrosunun başarılı ve yaratıcı
yönetmenlerinden Şakir GÜRZUMAR yönetiyor. Bu oyunda yine bizlere omuz veren eski ve yeni dostlarımız var. Onlarla birlikte olmaktan da mutluyuz.
Bir kez daha karşınızdayız.
Sevgi ve dostlukla...


Yazan
Hasan UYSAL

Oyunlaştıran
Semih ÇELENK

Rejisör
Şakir GÜRZUMAR

Dekor - Kostüm
Behlüldane TOR

Müzik
Kemal GÜNÜÇ

Işık Tasarım
Yüksel AYMAZ

Reji Asistanı
Başak ULAŞER
Osman ERDEMLİ

Efekt - Müzik
Yüksel AYMAZ

Yapım
Faruk GÜVENÇ

Rol Alan Sanatçılar
Erol KARDESECİ

Erol DEMİRÖZ

Altan GÖRDÜM

Bülent YILDIRAN

Koray ERGÜN

Hakan SALINMIŞ

Ayhan ÖNEM

Bülent AKSOY

Ali ÇAKIR

Altan ALKAN