|
Pilotu
Kalp krizi geçiren Helikopter Mecburi İniş Yapmak
Zorundadır. (Tabi Eğer Çakılmak İstemiyorsa)
!!!
Murat ATAK-Rejisör
Şirket sahibi, banka patronu,
sanayici, holding veliahdı, armatör ya da gazete, dergi,
televizyon ve türevlerinin eş koşulmaz kralı,
hatta ömrünü bu mesleğe adamış tiyatro
sahibi dahi olmanız iflası göğüsleyip,
sineye çekip şapkanızı alıp, ceketinizi
omzunuza atıp çıkar gidersiniz. (hani belki diye
de eklemek lazım ama...)
Peki ya iflas eden başka
şey ise?
Ya iflas eden, çöken,
çakılan, dibe vuran Siyaset, bürokrasi, basın,
ahlak, hukuk, çevre, eğitim, sağlık, kültür,
orman, akademi, gençlik, yaşlılık, emeklilik,
dostluk, vatanseverlik, ekonumi, sosyal yaşam, güvendiğiniz
dağlar hatta sanal dünya, (hepsini sayayım mı?)
ise?...
Mecburi iniş filan yalan...
Tek hedef var: Statükonun
Korunması
Helikopter aslında uçuruma
düştü, ancak havadayken film karesi donduruldu.
Yolculara da işte bu sanal ortam yutturulmaya çalışılıyor!
Biz bu dondurulmuş film karesinin
ardındaki dağda olup bitenleri merak ediyoruz.
Başlıktaki mantık
hatası işte burada; mecburi inişe helikopter kendi
karar veremez; ona dur in, kon, yeter artık uçma,
hooop içinde biz varız, bu kriz kendi kendine geçmez,
havada tedavi edemeyiz, yeter artık! Diyen birileri olmazsa
bu iş.....?
Iflas eden dürüst, namuslu ama salak vatandaş gibi
kendimizi uçurumdan aşağıya mı yuvarlamamız
gerekiyor?...
Yoksa...?,
Bir elinde kumanda
Öbür elinde (de kumanda)
Biz gideriz...
Hey...
Heeeeeeyyy ışıkçı!
( Richter ölçeğine göre)
oyun bitti!
Ancak Charles Maurras’ı
unutmamak gerek: “siyasette umutsuzluk mulak bir
aptallıktır”
GELECEK KUŞAKLARA ÖĞÜTLER
İ. Adnan ERBAŞ-
Rejisör
Siz ey yükselen neslin evlatları,
gelecek sizin ellerinizde. Önünüzde yepyeni birçağ
var ayakta kalabilmek için yaşadığınız
çağın imkan ve şartlarına ayak uydurmak
zorundasınız. Işte, yeni çağ düşünürlerimizin,
politikacılarımızın, devlet adamlarımızın
ortaya koyduğu çağdaş yaşam felsefesi
ve bu yolda yapmamız gerekenler konusunda öğütlerim.
- Hep televizyon yıldızı, medya maymunu olma
hayali ile yaşa. Popstar, köşedönücü,
işini bilen memur, gece kuşu... Zemini ve zamanını
bul, soyunacak mısın, saldıracak mısın,
kasa mı fırlatacaksın, frikik mi vereceksin,
intihar mı edeceksin, seçkin birinin yanında
mı görüneceksin, kameraların döndüğü
anı sakın kaçırma. Kaçırma
ki, oy alabilesin, iş bulabilesin, ünlü olabilesin...
- Çağımız reklam çağı
ve reklamın iyisi kötüsü olmaz. Kalıcı
mı olmak istiyorsun, bir eser yarat...Yaratamıyor
musun, sen de sansasyon yarat... İşte adın
kazındı tüm belleklere.
- Doğru zamanda, doğru yerde ol, ama istersen yerin
dibinde ol.
- Iyilik mi yapacaksın, kameraların önünde
yap, sakın denize atma.
- Rol kes. Oyna, kendini göster, birilerine de gözetlet.
Ama unutma, kamera gözetlerse herkes görür.
Herkes görürse ünlü olursun.
- Kimse seni gözetlemiyorsa, fotoğrafını
ya da filmini çekmiyorsa, sen kendi filmini çek,
koy bir kasaya günü gelince işe yarar.
- Küçük sevinçler bulmaya çalışma.
Büyük oyna, büyük düşün,
büyük para yatır, büyük adam ol.
- Her durumdan yarar çıkarmanın yolunu bul.
“Benim bu işte ne karım olacak” diye
düşünmeyi unutma. Bunun için gerekiyorsa
herkesi sat. Ciğerini bile.
Işte ey yükselen nesil,
gelecek senin ellerinde böylece şekillenecek ve güzelleşecektir,
yolun açık olsun. Eğer kapalıysa bile, sen
nasıl olsa kendine bir yol bulursun.
EMRET BAKANIM
Tuncay CÜCENOĞLU-Oyun yazarı
Bir tiyatro oyununuz değişik
tiyatrolarca sık sık sahneleniyorsa yazar olarak büyük
mutluluk ve sevinç duyarsınız. Bu durum oyununuzun
hem gündemi yakalama özelliğini hem de kalıcılığını
gösterir.
Uluslararası Tiyatro Enstitüsü
tarafından gerçekleştirilen Oyun Yazım Yarışması’nda
üç oyun arasına katılarak ülkemizi
Avrupa’da temsil etme başarısını yakalamış
bir oyundur.
Nitekim Almanca, İngilizce,
Gürcüce, Bulgarca, Yunanca ve benzeri dillere çevrilmiş,
dünyadaki ilk gösterimi de sınırlarımız
dışında gerçekleştirilmiş belki
de ülkemizde yazılmış ilk ve tek oyundur.
Ankara Ekin Tiyatrosu
da oyunu bu sezon oynamak isteyince doğrusu çok
sevindim. Murat Atak olacağı için daha da sevindim.
Çünkü Murat
Atak Devlet Tiyatrolarımızın çok
değerli bir sanatçısı... Bir çok
ilin müdürlüğünü yapmış
değerli bir yönetici, bir çok oyuna da rejisör
olarak imzasını atmış değerli bir tiyatro
adamı...
Trabzon Müdürü olduğu dönemde de benim
Yeşil Gece adlı oyunumu oynamak üzere
ilan etmiş yürekli bir arkadaş Murat Atak...
Dedi ki:
“Tek istediğim oyunu tekrar çalışmanız...”
Murat Atak’ın önerisiyle
de metin üzerinde ciddi bir çalışma yaptım.
Oyun daha da güçlendi... Karakterlerin bazıları
özelliklerini bir daha geiştirme şansını
elde ettiler... Bir iki yerde yaptığım güncelleştirmeler
daha da yaklaştırdı oyunu günümüze...
Ben daha da çok sevdim
kendi metnimi...
Hele hele oyundaki Bakanı da Erol Kardeseci gibi
bir usta ile Ekin Tiyatrosu’nun başarılı
kadrosunun oynuyor olması sanıyorum ortaya izlenmesi
büyük keyif veren bir oyun çıkaracak.
Medyatik olmak gereğini niçin
duyar insan?
Özellikle politikacılar için neden vazgeçilmez
bir eylemdir medya da görünmek?
YOZLAŞAN SİYASETE
KARŞI HAYATI VE İNSANI SAVUNMAK...
Faruk GÜVENÇ-
Yapımcı
Yeni bir sezonun başlangıcında
yeni umutlarla ve yeni bir oyunla karşınızdayız.
Bu kez Tuncer Cücenoğlu’nun
yoz politik ilişkilerinin, alışkanlıkların
insan yaşamının üzerindeki etkilerini konu
alan oyunu “Emret Bakanım”la
açıyoruz perdemizi.
Türkiye değişiyor.
Türkiye sıkıntıların içinden geçiyor.
Bugün insanımız ekonomik koşulların baskası
altında ezilirken bir yandan da çevresinden dönen
kirli yoz ilişkileri kenardan kayıtsızca izliyor.
Kirli, yoz ilişkiler her yerde egemen. Üretmeyen ve
yolsuzlukla büyüyen bir sermayeye sahip ülkemizde
siyaset mekanizması da halktan uzak, popülist ve çıkarcı
bir portre çiziyor.
Peki bütn bunların suçu
kimde?
Tabi ki sormayan, sorgulamayan,
değiştirmeyen biziz olanların tüm sorumlusu.
“Her toplum layık
olduğu şekilde yönetilir” sözü
her gün daha fazla haklılık kazanıyor. Oysa
buna karşı çıkmamız; kirli ve yoz ilişkileri
yaşantımızın her alanından söküp
çıkartmamız; emeği ve aklı baş
tacı etmemiz gerekmiyor mu?
Türkiye alabildiğine
zengin bir ülke. Uygarlık beşiği; sanatın
ve bilimin ana yurdu bu topraklarda böylesi yoz ilişklere,
böylesi bir yaşantıya karşı ancak aklın
ve sanatın gücüyle karşı duabiliriz.
Tiyatroların görevi
toplumun içinde bulunduğu sıkıntıları
işaret ederek, insana değiştirme umudu ve gücü
vermektir. Aklın ve bilimin; sanatın ve güzelliğin
egemen olması için çok çalışmak
gerekiyor. Bilmek gerekir ki; bir ülkenin sanat insanları,
bilim insanları tek tek yeniliyor, çekiliyorsa; bilimsel
ve sanatsal kurumları bir bir kapanıyorsa orada gelecekten,
umuttan söz etmek hayal olur.
Insanı ve toplumu hiçe
sayan yoz ve kirli siyaseti, halkı kandırma çabalarını,
oy avcılığını yatırıyoruz bu
kez otopsi masasına. Çekinmeden bakmak ve işin
gerçeini bir kez daha görmek gerekiyor.
Iyi seyirler.
Yazan
Tuncer CÜCENOĞLU
Rejisör
Murat ATAK
Adnan ERBAŞ
Dekor
Kenan ÜRÜT
Işık Tasarımı
Osman KOÇAK
Reji Asistanı
Damla PAKSOY
Sibel TATLICAN
Rol Alan Sanatçılar
Erol KARDESECİ
Bülent YILDIRAN
Cevat DUMAN
Kutlay AKBAL
Zafer DEMİRCAN
Tuna ÜLMAN
İrfan KILINÇ
|