|
AKLIMIZ EN BÜYÜK HAZİNEMİZDİR...
Aziz
Nesin ustanın yıllar önce yazığı bir hikayedir Deliler Boşandı.
Orostopontolis adında hayali bir ülkede, deliler akıl hastanesinden
kaçarak hayatın içine karışırlar ve olaylar gelişir.
Ülkemiz, tuhaflıklar ülkesi.
Evde, işte, okulda, resmi dairelerde, sokakta, siyasette, medyada
öyle tuhaflıklar yaşarız ki bunları rasyonel bir şekilde algılamakta,
anlamakta ve anlatmakta zorluk çekeriz. İşte böyle durumlarda,
"Burası Türkiye" deriz. Ya da Aziz Nesin ustanın
yazdığı mizah öykülerindeki tuhaflıklardan esinle "tam
Aziz Nesin'lik" deriz. Evet, Deliler Boşandı Aziz
Nesin'in yazdığı bir hikaye ama esin kaynağını yaşadığımız toplum
ve bizim ilişkilerimiz oluşturuyor.
Repertuvarımızı belirlemeye
çalışırken, bugün için ülkemizi en iyi belirleyen kavramın "akıl
tutulması" olduğu konusunda hemfikir olduk. Şu son bir
yıl içinde, yaşadığımız tüm olaylar ancak bir "akıl tutulması"
ile açıklanabilir diye düşünüyoruz. Öylesi olaylar yaşadık
ve yaşamaya devam ediyoruz ki aklımızı yitirdiğimizi sanıyoruz,
gerçeklik ve inandırıcılık duygumuz zedeleniyor.
Türkçemizde "delilik"le
ya da "akıl"la ilgili o kadar çok özdeyiş ya
da niteleme var ki insan elinde olmadan acaba bizim aklımızla
zorumuz mu var diye düşünmeden edemiyor. Aziz Nesin Ustamızın
o çok tepki çeken "Türk milletinin yüzde bilmem kaçı..."
nitelemesi de bizim aklımızı yeterince kullanmamamız üzerine yapılmış
bir spekülasyon değil miydi?
Ne kadar çok deyiş vardır
demiştik "akıl"la ve "delilik"le
ilgili.
"Miilet deliye biz akıllıya
hasret" deriz her saçmalıkla karşılaştığımızda. Yine, akıl
dışı davranan bir kişi ile karşılaşırsak, "Allah insana
aklını akybetiirmesin", "Allah akıl fikir versin"
ya da "Akıl akıl gel saçımın perçemine takıl"
diye söyleniriz. Deliler birbiriniz izlediğinde ise "Delilerin
bayramı var, gitmemek olmaz." denir. Biri parlak bir
çözüm getirdiğinde, "Akıl akıldan üstündür",
deriz. Genç birisi akılcı bir çözüm getirdiğinde "Akıl
yaşta değil baştadır." Ya da aptallıklarla karşılaştığımızda
"Düşmanın bile akıllısı makbuldür" diye yakınırız.
Bunun yanında, "Aklını başından almak", "Aklı
yarım", "Aklı fazla" türü deyimler ya
da deyişler de güzel dilimizin akıl ile ilgili saptamalarıdır.
Evet, bugün için bir repertuvar düşünürken, toplumumuzun hepten
bir "akıl tutulması" yaşadığı düşüncesi bize
en cazip, en çok bugünü anlatan fikir olarak geldi. Bunun uzantısında
da Aziz Nesin ustanın daha önce de farklı biçimlerde oynanmış
Deliler Boşandı isimli metni öne çıktı. Ana fikri bakımından
olmasa da içinde barındırdığı göndermeleri, espirileri dikkatli
bir biçimde güncelleştirdik ve bugüne taşıdık. Daha önceki sahnelenişlerindeki
yapıyı bugünün ritmine uygun hale getirerek, ortaya yepyeni bir
oyun çıkarttık. Deliler Boşandı bugünü anlatan ve mizah
yüklü eleştirisini, eğlencesini içinde barındıran bir oyun...
İyi seyirler....
Faruk Güvenç
YENİ BİR SEZONUN EŞİĞİNDE ANKARA EKİN
Semih Çelenk
Ankara Ekin Tiyatrosu'nda son çalıştığımız oyun Vatan Kurtaran
Şaban üçüncü sezonunun sonunda, İzmir'in çöl sıcağının altında
tüm çeper semtlerin açık alanlarında, pazar yerlerinde oynanıyor.
Oyunumuz bütün detaylı mizansenlerinin uzağında ve oyunun hikayesine
biraz dolaylı yoldan hizmet eden iki üç epizod çıkmış bir biçimde,
yepyeni bir biçimde, belki de hayatında ilk kez tiyatro ile karşılaşan
kentlilerin karşısına çıkıyor. İlgi müthiş. Her gidilen yerde
900-1.000 arası seyircinin altına düşülmüyor. Çocukların mantar,
kız kaçıran, maytap patlatmaları, koşuşturmacaları, bebek ağlamaları,
konuşmalar, bağrış çağrış içinde, genci yaşlısı, başı açığı örtülüsü,
çocuğu büyüğü herkes ellerinde bir torba ay çekirdeği, karşılarına
kurulmuş platformda oynanan oyuna dikkat kesilmiş izliyorlar.
Ankara Ekin Tiyatrosu'nun cefakar
kadrosu, 2008 yazında akşamları çeper semtlerin açık alanlarında
Vatan Kurtaran Şaban'ı oynarken, ülkemiz bir akıl tutulması
içinde, bir kutuptan bir kutuba sürükleniyor. Ellerini oğuşturarak,
güzel ülkemiz üzerinde ince hesaplar yapan karanlık çevrelerin
planları birbirine karışıyor ve insan aklı olanı biteni çözmekte
zorlanıyor. Nedense hep bugünlerde aklımıza "akıl tutulması"
kavramı yerleşmiş, bir türlü gitmiyor. Tıpkı faşist dönemlerin
öncesinde olduğu gibi bir çaresizlik, bir edilgenleşme, bir akıl
tutulması bu yaşadığımız. İşte, tam bu noktada akla Aziz Nesin'in
Deliler Boşandı'sı geliyor. Kimi yerleri oldukça eski,
kimi yerleri metnin genelini hantallaştıran farklı farklı biçimlerle
ve kolajlarla oynanmış bu metin, bugünün referanslarıyla, göndermeleriyle
ve bugünün ritminde, günü günceli anlatacağımız bir tramplen olabilir
mi? Olacağına karar veriliyor ve başlanılıyor çalışmaya. Ağustos
ayının çöl sıcaklarında, İzmir'de otel lobilerinde yapılıyor okuma
provaları.
Ankara Ekin Tiyatrosu'nun, giderek
bize ait, buralı bir tiyatro yapmaktan uzaklaşılan bir dönemde
ısrarla bir "halk tiyatrosu" yapma çabası daha
çok göze çarpıyor. Hem oynanılan mekanlar, muhitler bakımından
hem de güne gündeme müdahale eden ve halkın gündemini yakalayan
bir "halk tiyatrosu" yapıyor Ankara Ekin Tiyatrosu.
Belki çok süslü, çok katmanlı, tiyatral biçimlerle ve anlatımla
oynayan "elitist" bir tiyatro değil yaptığı Ankara
Ekin Tiyatrosu'nun. Ama görevciliğini hiçbir biçimde unutmayan,
onun sözünü duymayı bekleyen kitlelerin tiyatrosu olmayı hedefleyen
bir tiyatro… İzmir Limontepe'den, Cizre'ye, Ardanuç'dan, Bademler
köyüne çekinmeden gidip oynayan bir tiyatro. Kimilerinin artık
tiyatroyu da "mamul bir ürün" gibi neredeyse
"franchasing" yöntemiyle, dışarıda oynandığı
şekliyle ithal edip pazarladığı günümüzde Ankara Ekin Tiyatrosu
gibi tiyatroların yaptıkları daha da önem kazanıyor. Ankara Ekin
Tiyatrosu halkın "seyirlik" geleneğine, "açık
biçim" geleneğine, "eğlencelik" geleneğine,
"komedi" geleneğine yaslanan kitlelerce anlaşılabilir
ve paylaşılabilir bir tiyatroyu, hüner ortaya koyarak ve estetik
bir biçimde yapıyor.
Her geçen sezon, erişkin bir "halk
tiyatrosu" olma yolunda, oyun ve seyirci yelpazesini
genişleterek, rüştünü ispat eden bir tiyatro Ankara Ekin.Yeni
sezonda, toplum olarak yaşadığımız akıl tutulmasına ise Aziz Nesin
ustadan "Deliler Boşandı"nın kıvrak mizahı ile
yanıt bulmaya çalışıyor...
İyi seyirler.
|
YAZAN
Aziz Nesin
METİN DÜZENLEME
Semih Çelenk
YÖNETEN
Faruk GÜVENÇ
DEKOR
Kenan ÜRÜT
KOSTÜM
Nazan ÖN
MÜZİK
Kemal GÜNÜÇ
DANS DÜZENİ
İhsan BENGİER
IŞIK TASARIMI
Osman KOÇAK
|
* * * |
|
OYNAYANLAR
Ayhan AHISKAL
Bülent YILDIRAN
Cavidan POLATKAN
Kutlay AKBAL
Harun GÜZELOĞLU
Aliye KARAHAN
Selim KALIÇ
Erkan SARAÇ
Yeliz KAYSERİLİ
Karden KASAPLAR
|
|