|
DÜZENLE UZLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ?
Nuri GÖKAŞAN
Yazar / Rejisör
Bu
ülkede iyi ve sorumlu yurttaş olmanın bedeli niye ağırdır? Kimilerinin
çıkarları için dayatılanlar bu ülkenin ve bizlerin gerçeği olarak
devam etmeli midir?
Bu yutturmacaların bir ömrü yok mudur, durduk yerde her türlü
göçük altında kalmıyor muyuz?
Beni, insanın zamanı, hayatı, evreni ve bu alandaki gerçekliği,
mistizmle algılaması ilgilendirmiyor. Öylesi derinlik beni aşar.
Benim ilgim basit! Yönetimsel, fiziksel, hukuksal, sosyal ve benzer
disiplinlerdeki gerçekliğin, yani olması gerekenle olmaması gerekenin
sorgulanmasıdır. Başka bir deyişle, gerçek budur yersen ye, yemezsen
öte git dayatmacılığına olan itirazımdır.
Bu oyunda, antik Yunandan günümüze kadar gelen diyalektik tartışma
sanatı ışığında, kendimce sorular sordum, cevaplar verdim. Bunların
paradoksal olmalarına titizlendim.
Oyun tek bir oyuncu tarafından oynansa da, aslı monolog olsa da,
sahnelerken diyalog tadı aradım. Adam ve Fısıltı'sını iki ayrı
oyuncu gibi düşünmeye çalıştım, yani aynı enstrumandan çıkan farklı
iki ses gibi algıladım.
Oyunda bazı an bir dostun yerine geçen, bazı an şahane suskunluğu
ile yadırgadığı birilerini hatırlatan, sanki üçüncü oyuncuda heykeldir
ve ironinin göbeğinde o vardır.
Zamanı gece, mekanı ruhsal sağaltım veren bir hastane bahçesi
olarak seçmemin nedeni, insana dair yitmişlik, tutunamamışlık,
yalnızlık duygusunu ve hüznünü aramamdır.
Oyunun bir yerinde muhabbetçi şöyle der "yalnızlık iyidir
ağabey, icabında insan kafasını dinler, varsa kafasında safra
ayıklar atar" muhabbetçi yalnızlığı katarsisinin (ruhsal
arınmanın) bir fırsatı gibi görür.
Galiba özellikle oyun yazmakta bir tür katarsis, ancak bu oyunu
yazmamda beni tetikleyen, yüreklendiren Emre Yılmaz olmuştur.
Tanımaktan mutluluk duyduğum bu değerli dostun okuduğum iki kitabı
da beni çok olumlu etkilemiştir. Onun izniyle alıntılar da yaptığım
GENÇ BİR İŞ ADAMINA ŞEYTANTIN FISILDADIKLARI adlı bu iki kitabı
okumaları için tüm dostlarıma tavsiye ederim.
Yine bu oyunun sahnelenmesine olanak hazırlayarak maddi manevi
arkamda olan sevgili Faruk Güvenç'e, reji aşamasında değerli katkılarıyla
hep yanımda olan Sinem Şahin'e, müziğiyle oyuna ruh veren sevgili
Can Atilla'ya, atmosfer yaratmadaki hünerleriyle Burcu Aydınalp'e,
Osman Koçak'a, Kenan Ürüt'e, Erol Uluyüce'ye, Fuat Sönmez'e Fatih
Togay'a ve Alev Altundal'a ve de eşsiz fotoğraflarıyla İbrahim
Demirel'e bana sanatlarını sunan bu değerli dostlarıma, oyundaki
anılarımda yer alan sevgili arkadaşlarıma, Ekin Tiyatrosu'nun
bütün çalışanlarına teşekkür borçluyum.
Hepinize iyi seyirler
ADAM ADAM ÜZERİNE...
Doç. Dr. Semih ÇELENK
Tek kişilik oyun zordur.
Yazması da, oynaması da, yönetmesi de...
Nuri Gökaşan bu üç güç işi birlikte üstlenmiş bulunuyor Adam Adam'da...
Tek kişilik oyun yazmak zordur dedim ya gerçekten de zordur. Türkçede
telif ve çeviri olmak üzere kırkı aşkın tek kişilik oyun metni
var.
Geçtiğimiz yıl öğrencilerimizle yaptığımız bir çalışmadan ötürü
bu metinlerin neredeyse tamamını okuduk.
Ve gördük ki aslında tek kişilik oyunların birçoğu "oyun"
nitelemesini hak etmiyor. Bu oyunların çoğunda oyun kişisi klasik
bir "hikaye anlatıcı"dan öteye geçmiyor. Bu oyunların
çoğunda yazarlar "dramatik bir an" bir "durum"
yaratmayı başaramamışlar. Bu oyunlar daha çok bir "anı",
"şiir" ya da "öykü" resm-i geçiti görüntüsü
veriyorlar. Ancak bu kırkı aşkın oyun içinde öyle oyunlar var
ki, bu oyunlarda sahnedeki tek kişi gerçekten de bir oyun kişisi
oluyor ve sahnede gerçekten de bir yaşantı ortaya çıkabiliyor.
Nuri Gökaşan'ın "Adam Adam" oyununu da rastlantısal
olarak tam bu çalışma sırasında okuma olanağını buldum. "Adam
Adam" tam anlamıyla bir oyun. Çünkü sahnede dramatik bir
an, bir durum yaratmayı başarabilmiş Gökaşan bu oyunda. Anlattığı
öyküler de zorlama değil. O anı, durumu yaşayan karakterin doğallıkla
yaşadığı, anımsadığı, anlattığı öyküler... Bunun ötesinde "Adam
Adam" söylenmeye, anlatılmaya kavramlar üzerinde duruyor.
Oyun kişisinin üzerinde seyircinin de bir hayat muhasebesine girmesine
olanak tanıyor.
Hayatın ne kadar sınırlarda yaşanan ve ne kadar netameli bir uğraş
olduğunun ayırdına vardırıyor seyirciyi. "Adam Adam"
yazarının rejisiyle ve soluğuyla varoluyor sahnede. Bunun, kuşku
yok ki kimi avantajları olduğu gibi dezavantajları da olacaktır.
Ama her tek kişilik oyunda olduğu gibi sonuçta "oyuncu"
kimliği diğer kimliklere üstün gelecektir. Oyun sahne üzerinde
soluk buldukça yaşayacaktır. Gökaşan'ın oyunculuğunun ise bunu
fazlasıyla başaracağı kesindir.
ÇOĞALMAK GÜZEL ŞEY...
Faruk GÜVENÇ
Yapımcı
Tiyatro yapmanın, oyun çıkartmanın koşulları her geçen gün zorlaşıyor.
Eskiden ekim ayı dendi mi bütün tiyatrolar birbiri ardına perdelerini
açardı. Şimdi tiyatroların sezon açması neredeyse aralık, ocak
ayını buluyor, Ama bir tiyatro, bir kültür kurumu olarak ayakta
kalmanın yolu da yeni oyunlar üretmekten, yeni hikayelerle seyirci
ile buluşmaktan geçiyor.
Yaşamın her alanında zor günler yaşanıyor.
Tiyatromuzu yaşatmak ve perdemizi hep açık tutmak zorunda olduğumuzu
biliyoruz. Biz payımıza düşen sorumluluğun farkındayız. Seyircimizin
de hem yürek hem düşünce birliği yaşadığı tiyatrolara daha fazla
sahip çıkması gerekiyor.
Böyle zamanlarda dayanışma ve biraradalık ruhunu hep ayakta tutmak
gerekiyor.
"Adam Adam" oyunuyla Nuri Gökaşan'ın da bizimle
birlikte olması bu yüzden bize ayrı bir güç veriyor.
Çoğalmak güzel şey. Çoğalmaktan ve güçlerimizi birleştirmekten
mutluyuz.
Böylesi zor koşullar altında tiyatro yapanların yan yana durması
büyük önem kazanıyor.
"Adam Adam" akıl hastanesinde geçmişinin muhasebesini
yapan bir insanın hikayesini anlatıyor.
Usta bir tiyatro sanatçısının kaleminden çıkmış bu oyun, uzun
ve zahmetli bir prova döneminin ardından seyirci karşısına çıkıyor.
Harcanan emeğin siz seyircilerimizin beğenisini kazanacağını ve
karşılığını bulacağını umuyoruz.
İyi seyirler
Prof. Şahin YENİŞEHİRLİOĞLU
Kişi ve toplum. Trajik bir yazgı. İnsanın varoluşu ne denli bağımlı.
Ne denli bağımsızlığı ve özgürlüğü isteseniz de o denli uzaklaşabiliyorsunuz
onlardan. Hele kendinizden uzaklaştığınızda kendinizi yakalayamıyorsunuz.
Düşünen heykel sizsiniz, siz düşünen heykelsiniz!. Siz de o heykel
gibi yanlızsınız, sizi herkes terkediyor ama eğer siz kendinizi
terk ederseniz... YIKILIŞ VE BOZULUŞ. Bütün bunlar birer gerçek
fısıltı ve kendinizi ararken yabancılaşma. Sonunda yere yıkılan
adam toplumun kirliliğinin ta kendisidir. Kişiliği yitirilen toplumun
adamıdır; adam...
Can ATİLLA
Ankara Devlet Konservatuarı’ndan 1990 yılında yüksek lisans diplomasıyla
mezun oldu. Türkiye’de ve yurtdışında, besteci, aranjör ve orkestra
şefi olarak tanındı. 1992 yılında Bilinçaltı (albüm) 1994
yılında Waves og Wheels (albüm) Türkiye, İngiltere ve Avrupa’da
yayınlandı. 1995 Efsaneler (CD) 1996 Kuvayi Milliye
Destanı (Özgün Tiyatro Müziği) 1999 Ave (Albüm) Albateos (Albüm).
2001 Ghetto (Tiyatro oyun özgün müzik) Türk Sanat Kurumu
ödülü yine Kuvayi Milliye ile Avni Dilligil en iyi
tiyatro müziği ödülü aldı. Sır Çoçukları, Bir Erkeğin Anatomisi,
Gelincik Tarlası, Kuruluş, Osmancık, Atatürk orjinal müziklerini
hazırladığı filmlerden bazılarıdır.
2002 St Florian Dramatik Senfonisi’nin dünya prömiyerini
yaptı.
2003 Live (Konser Albümü) çıkardı ve Elektronik İmajlar
adlı Türkiye’nin ilk elektronik New Age konserini verdi.
Bugün zevkle izlediğimiz birçok dizi belgesel ve reklam filmlerine
imza attı.
Sinem ŞAHİN
1999 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi
Tiyatro Bölümü’nü bitirdi. Ankara Tiyat’rol Sahnesi’nde Kod
Adı Kongo oyununda oynadı. TRT’nin çeşitli çocuk programlarında
rol aldı. 2001-2002 yıllarında A.B.D. Arizona Eyalet Üniversitesi
ve Mesa Community College’dan oyunculuk ve şan dersleri aldı.
Çeşitli müzik gruplarında solistlik yaptı. 2003’de Ankara Ekin
Tiyatrosu’yla buluştu.
Burcu AYDINALP
Florida Üniversitesi Tiyatro Prodüksiyonluğu ve Işık tasarımı
bölümünde masterını tamamladı. Birçok oyunun ışık tasarımını yapıp
çeşitli ödüllere aday gösterildi ve 2002 de hayallerini yurduna
taşıdı. “Anadolu Ateşi” dans grubunda Uluslararası İlişkiler
ve Tasarım sorumlusu olarak çalıştı. Tiyatro İstanbul’da “Bu
Adreste Bulunamadı” ve “Pembe Pırlantalar” oyunlarının
ışık tasarımlarını yaptı. Halen Magic You Ney topluluğunda
set ve ışık sorumlusu olarak çalışmakta ve Bilkent Üniversitesinde
Işık ve Set tasarımı konusunda ders vermektedir.
Osman KOÇAK
1978 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu’nda ışık uzmanı olarak sahneye
adım attı. 2001 - 2002 yılları arasında Trabzon Devlet Tiyatrosu’nda
baş ışık uzmanlığına getirildi. 2003 yılında tekrar Ankara Devlet
Tiyatrosu’na atandı. 1978 - 2003 yılları arasında çok sayıda yerli
ve yabancı oyunların ışık tasarımlarına imza atmıştır.
A. Kenan ÜRÜT
Meslek hayatına sinema afiş ressamlığı ile başladı. 1978 yılında
Ankara Devlet Tiyatrosu’na sahne ressamı olarak girdi. 25 yıl
Devlet Tiyatroları’nda çalıştı. Ankara Sanat Tiyatrosu, Ali Hürol
Tiyatrosu ve Ekin Tiyatrosu’nda dekor tasarımı yaptı. Emekliye
ayrıldıktan sonra kendi atölyesini kurdu.
İbrahim DEMİREL
1970 de tatbiki güzel sanatlar grafik bölümünü bitirdi. 1975 de
“Umut Poster Yayıncılık ve Grafikerlik” stüdyosunu kurdu. 1979’da
Hollanda hükümeti tarafından ilk fotoğraf albümü Yaşam Kavgası
yayınlandı. 1981 ‘de “Fotoğraf” adlı ders kitabı basıldı.
1982’de Sanat Yapım Plastik Sanatlar Atölye ve Galerisi’ni kurdu.
1995’de dört adet Portfolyo’su yayınlandı. Grafik ve fotoğraf
çalışmalarıyla yurtiçinde ve yurtdışında (Çin, Yugoslavya, İtalya)
çok sayıda ödül alan İbrahim Demirel eğitimciliğini, görevli bulunduğu
Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo TV Sinema Bölümü’nün
yanında, sergiler, konferans, radyo TV programları, çeşitli sanat
yayınları ile sürdürmektedir. PTFD (Profesyonel Fotoğrafçıları
Derneği) üyesi olan sanatçı AFSAD ve Gezginler Kulübü’nün de onur
üyesidir.
Nuri GÖKAŞAN
1970 yılında Orhan Erçin Tiyatrosu’nda profesyonel oldu. 1970
- 2004 yılları arasında görev yaptığı tiyatrolardan bazıları Çağdaş
Sahne Ankara Sanat Tiyatrosu - Ankara Komedi Sahnesi - Ali Hürol
Tiyatrosu - Yeni Tiyatro - DAT Yapım (İst.) - Tiyatro Bakış (İst.)
- Dormen Tiyatrosu - Bakırköy Belediye (İst.) - Tiyatro İstanbul
(İst.) - Tiyatro Kedi - Tiyatro Ekin.
Bu süre içinde elliden fazla oyunda oyuncu ya da yönetmen olarak
görev yaptı. Atları da Vururlar - (Horace Mc Coy) DAT Yapım
- Anfitrion 2000 (Haldun Dormen) Dormen Tiyatrosu Cahide
- (Nezihe Araz) Tiyatro Bakış Müzikallerin’de oynadı. Ada
- (Athol Fugaro) Türk Sanat Kurumu 1989 en iyi erkek oyuncu. Ağaçların
Dansı (Nuri Gökaşan) Yazım 1992 Çevre Bakanlığı Cevre Beratı
Terlik (Alan AYCKBORN) - 2002 (Tiyatro İstanbul) Selim
Naşit en iyi komedi partner ödüllerini aldı. Cumhuriyet (Ziya
Öztan) - Abdülhamit Düşerken (Ziya Öztan) - Gazeteci
Yazarını Arıyor (Safa Önal) - (Yılmaz Erdoğan) filmlerinde
oynadı. TRT ve özel kanallarda çok sayıda dizide, reklam filmlerinde,
belgesellerde oyuncu ve dublaj sanatçısı olarak görev yaptı. Radyo
ve TV skeçleri yazdı. beş adet çocuk oyunundan sonra ilk büyük
oyun denemesi Adam Adam oldu.
Yazan - Yöneten
Nuri GOKAŞAN
Reji Asistanı
Sinem ŞAHİN
Müzik
Can ATİLLA
Işık - Dekor Tasarımı
Burcu AYDINALP
Dekor Realize
Kenan ÜRÜT
Işık
Osman KOÇAK
Fotoğraf
İbrahim DEMİREL
Oynayan
Nuri GOKAŞAN
|